“Fatih Terim ‘20 milyon dolar kâr elde etti’ dedi, Terim’i aramak isteyince engel oldu”; işte Erzan’ın dolandırdığı İbrahim Çağlar’ın ifadesinin tamamı

Yüksek kârlı gizli fon” vaadiyle yaşanan dolandırıcılıkla ilgili yargılama süreci başlayan davanın müştekilerinden İsmail İbrahim Çağlar, ifadesinde, Terim’in de bu fona girdiğini söyleyerek birçok kişiden yüksek miktarda para toplayan eski Denizbank Şube Müdürü  Seçil Erzan’la aralarında geçen konuşmaları aktardı. Erzan’ın Fatih Terim’in fondan 20 milyon dolar kâr elde ettiğini ve fonu Fatih Terim Fonu olarak andığını belirtti. Çağlar, bu sözler üzerine hemen o sırada Fatih Terim’i aramak istediğini ancak Erzan’ın gizli/kapalı bir fonla ilgili aranmaktan rahatsızlık duyacağını söyleyerek kendisine engel olduğunu iddia etti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından nisan ayında başlatılan soruşturma kapsamında; aralarında Fatih Terim, Emre Belözoğlu, Arda Turan, Fernando Muslera, Selçuk İnan ve Emre Çolak gibi isimlerin de bulunduğu onlarca kişinin, Denizbank şube müdürü Seçil Erzan tarafından yüksek kazanç vaadiyle dolandırıldığı iddiası Türkiye’nin gündemine oturdu.

Savcılığa şikâyetçi olan isimlerin iddianamede yer alan ifadelerinde; şüpheli Seçil Erzan’ın kendilerine yüksek kâr getirisi bulunan güvenilir bir fon olduğunu ve yine kamuoyunda tanınmış Fatih Terim, Hakan Ateş gibi isimlerin bu fona dahil olduğunu söyleyerek para yatırmaya ikna ettiği belirtildi.

Müştekilerden iş insanı İsmail İbrahim Çağlar, ifadesinde Seçil Erzan’ın kendisini nasıl kandırdığını ve hangi yolla söz konusu fona para vermesini sağladığını anlattı. Çağlar, Erzan’ın kendisine “Fatih Terim en önemli müşterim, bu fondan 20 milyon dolar kâr etti” dediğini aktarırken, birçok Gatasaraylının, ünlü futbolcunun da fondan yararlandıklarını söylediğini ifade etti.

TIKLAYIN – Varlığını kaybeden ünlü futbolcular, el yazısı kâğıtlara güvenilerek verilen milyon dolarlar: 20 soruda Türkiye’nin gündemine oturan dolandırıcılık olayı

TIKLAYIN – Milyon dolarları bu kâğıtlara güvenerek verdiler; işte dolandırılanların savcılığa sunduğu o kâğıtlar

TIKLAYIN – Seçil Erzan’dan banka ile ilgili çarpıcı iddia: “Bankayı işin içine katarsan ‘zimmet’ suçu oluşur dediler, notlarımı ve ses kaydı aldılar, borcu minimuma indirmeye çalıştılar”

İşte iş insanı İsmail İbrahim Çağlar’ın ifadesinin tamamı:

“‘Fatih Terim 20 milyon dolar kâr etti’ dedi, fonu ‘Fatih Terim Fonu’ olarak andığını söyledi”

“Fatih Terim’i aramak istedim, doğru olmayacağını ileri sürdü”

“Ben başlangıçta aman bu forex gibi kaldıraçlı işlem falan olmasın, istemem o tip riskli işlere girmek… Diyerek mesafeli davrandım. Hatta, hemen o sırada Fatih Terim’i aramak istedim. Ancak, şüpheli bunun kesinlikle bir forex işlemi olmadığını, bankanın yüksek mevduatı olan özel müşterilere yönelik kapalı bir fonu olduğunu, söz konusu kapalı ve gizli fondaki meblağların haricen takibinin de mümkün olmadığını, Fatih Hoca’nın da gizli/kapalı bir hesapla ilgili olarak bu şekilde aranmaktan rahatsız olacağını, bu sebeple aramamın doğru olmayacağını ileri sürdü.

“Erzan, mart ayında 3 milyon dolar yatırabileceğini söyleyen Çağlar’a mayıs ayında 3,5 milyon dolar ödeme yapacağını söylemiş”

Sonuç olarak, şüpheliye, yurtdışındaki şirketimin satışından kaynaklı 3 milyon dolar kadar bir paramın olduğunu, bu meblağın mart ayının ikinci haftası Türkiye’ye geleceğini, bununla fona giriş yapabileceğimi söyledim ve getirimin ne kadar olacağını sordum. Şüpheli, eğer 3 milyon dolar yatırırsam mayıs ayında bana 3 milyon 500 bin dolar ödeme yapılabileceğini söyledi. Bu görüşmenin Denizbank A.Ş. Büyükdere Şubesi’nde şube müdürünün odasında gerçekleştiğini önemle ifade etmek isterim. Bu süreçte, Seçil Erzan’la bankada bu konuyla ilgili olarak, yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 10 kez, belki daha da fazla görüştük. Netice itibariyle, bu fona katılmaya karar verdim.

“Parayı bizzat alabileceğini söyledi, yadırgamadım; yüksek meblağlı iş yapan müşterilere bankalar her zaman daha farklı muamele yaparlar”

Söz konusu meblağı bankaya yatırmak için sözleştiğimiz 13.03.2023 tarihinde kayınpederimin cenazesi nedeniyle işyerimde olamadım. Şüpheliye acil bir işim çıktığını, parayı ancak ertesi gün yatırabileceğimi söyledim. Fakat şüpheli, ertelemeye gerek bulunmadığını, zaten çok yakın olduğumuzu, meblağı bizzat da alabileceğini ifade etti, hatta parayı genel müdürlüğe teslim edeceğini ve buradan da alacağı evrakı daha sonra bana teslim edeceğini söyledi. Açıkçası bu durumu çok da yadırgamadım, çünkü, yüksek meblağlı iş yapan müşterilere bankalar her zaman daha farklı muamele yaparlar, birtakım formalitelerin daha sonra yerine getirilmesine tolerans gösterirler. Bu nedenle ben de itiraz etmedim ve sekreterime talimat vereceğimi, kendisinden 2.910.000 USD’yi gün içinde teslim alabileceğini söyledim.

Erzan, Çağlar’ın parasını nasıl teslim aldı?

“Seçil Erzan, 13.03.2023 tarihinde, ofisimin önüne bir araçla gelmiş ve sekreterim aşağıya inerek 2 milyon 910 bin doları bir çanta içerisinde şüpheliye teslim etmiştir. Sekreterimden aldığım bilgiye göre, üzerinde ince giysiler ve kısa etek bulunan şüphelinin yanında kendisine yardımcı olmak üzere gelen 35 yaşlarında, 1.65 boylarında bir kadın daha varmış. Bu durum, Gayrettepe/Esentepe metro durağındaki asansörlerin Mobese kamera kayıtlarıyla da tespit edilebilir. Sekreterim 16.20’de beni arayarak parayı teslim ettiğini haber vermiştir. Mobese kayıtları, sekreterimin tanıklığı vb. deliller bir yara, bizatihi Denizbank A.Ş.’nin yazıları ve dekontları da söz konusu meblağın benden teslim alınarak Denizbank bünyesine girdiğini teyit etmektedir. Denizbank A.Ş. antetli, Seçil Erzan’ın ve bir banka yetkilisinin daha imzasını taşıyan, karekodlu, 08/20F-YTÜ-014 A 2.4 sayı numarası olan 13.03.2023 tarihli belge de bu meblağın tarafımdan alınarak Banka’da 59408649795352 no.lu hesaba 13.03.2023 tarihinde yatırıldığını ortaya koymaktadır.”

“Şubede ziyaret ettim, şüpheli 3 milyon 500 bin dolar tahsil edeceğini belirten Denizbank A.Ş. antetli belge verdi”

Söz konusu belgenin bir örneğini Savcılığa sunmuştum. 13.03.2023 tarihli yazıdaki meblağla sekreterimden alınan meblağ arasında 15 bin dolarlık bir fark bulunması, ayrıca faiz oranının da bana ifade edilenden düşük olması nedeniyle şüpheli Seçil Erzan’ı yine bankada müdüriyet odasında 16.03.2023 tarihinde ziyaret ettim, parayı teslim ettiğim günle bu tarih arasında da yine Şube’de defalarca görüştük. Ayın 16’sında şüpheli benden özür diledi, anılan tarihte çok yoğun olması nedeniyle hata olduğunu ayrıca sistemden kaynaklanan bir sorun yaşanmış olabileceğini ifade etti ve aynı tarihte bana, 24.05.2023 tarihinde 3 milyon 500 bin dolar tahsil edeceğimi belirten Denizbank A.Ş. antetli ve bizzat önümde imzaladığı 16.03.2023 tarihli belgeyi verdi. Söz konusu ıslak imzalı belgede bakiyem, vade tarihim, vade tarihinde tahsil edeceğim meblağ ve ISIN Kodu (WY004XX2482) da bulunmaktadır ki, bu kod uluslararası menkul kıymet tanımlama numarası anlamına gelmektedir. Söz konusu belgenin kasada sakladığım aslını da Sayın Savcımıza emrettiği zaman teslim etmeye hazır olduğumu ifade etmek isterim.


“Müşteki İbrahim Çağlar’ın savcılığa sunduğu belgeler”

“Yaptığım işlemlerden dolayı açıkçası bir kuşkuya kapılmadım”

Denizbank A.Ş.’nin Şube Müdürüyle bizzat makamında yaptığım bu işlemlerden dolayı açıkçası bir kuşkuya kapılmadım. Şirketimizle ilgili çok yüksek montanlı işlemleri günlük faaliyetimiz içinde bu şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Bu sebeple ben belirttiğim belgeyi de aldıktan sonra, vade tarihinin gelmesini beklemeye başladım.

“Dikkatimi çeken husus, şüphelinin küçük bir meblağ için beni defalarca araması olmuştu”

Bu süreçte ilk dikkatimi çeken husus, Şüphelinin sohbetlerimiz sırasında haberdar olduğu yurt dışındaki küçük bir meblağ için beni defalarca araması olmuştu. Böylesine ciddi bir fonla uğraşan bir bankacının, hakikaten düşük bir meblağ için bu kadar uğraşmasını tuhaf bulmuştum ancak kendisinin hırsına bağlamıştım bu durumu. Bundan çok kısa bir süre önce bazı dedikodular duydum, bunun üzerine Seçil Erzan’ı aradım ancak ya kendisi telefonlarıma çıkmadı ya da telefonlarıma bakmadı. Dolayısıyla, Seçil Erzan’a ulaşamadım. Hemen sonrasında gazetelerde konuyla ilgili haberi duyduktan sonra kendisine neden ulaşamadığımı anladım; Seçil Erzan, benim gibi pek çok kişinin parasını zimmetine geçirdiği için tutuklanmıştı.

“Bankaya hesap bilgilerimi öğrenmek için ihtarname çektim, banka inkâr etti”

Bunun üzerine bankaya bir ihtarname çekerek hesap bilgilerimi öğrenmek istemiş isem de bana yine bilgi verilmedi, daha sonra yatırdığım paranın vadesinde ödenmesi için yeniden ihtarname çektim, sonuç olarak Banka benden teslim aldığı meblağı inkar eden bir ihtarname gönderdi. Sonuç olarak, Seçil Erzan, beni; bankanın adını, bankadaki konumunu dolayısıyla, benim Denizbank A.Ş.’ye olan güvenimi kullanarak dolandırmıştır, paramı zimmetine geçirmiştir.

“10-15 yıldır bu fonu işlettiğini iddia etmişti; bu şekilde çalışmanın özel bir himaye görmeden gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir”

Şunu da önemle ifade etmek isterim ki, ben, şüphelinin bu eylemi yalnız başına yapmadığı kanaatindeyim. Şüpheli benimle yaptığı konuşmada 10-15 yıldır bu fonu işlettiğini iddia etmişti. Bir banka çalışanının yıllar boyunca bu şekilde çalışması ve bu çalışma biçiminin üst makamlarca anlaşılmaması ve hatta bu şekilde çalışmanın özel bir himaye görmeden gerçekleştirilebilmesi mümkün değildir. Bir banka müdürünün elinde para dolu çantalarla, valizlerle bankaya girip çıkması dahi tek başına şüpheli bir harekettir, bankanın üst yönetimini harekete geçirmelidir. Şüpheli bu ve benzeri şüpheli hareketli yıllarca sürdürebilmiştir.

“Adeta paralel bankacılık yapmasına göz yuman yöneticilerin de cezalandırılmasını talep etmekteyim”

Bu sebeple, kendisine banka içinden veya dışından yardımcı olan kişi veya kişilerin de araştırılarak tespit edilmesini, şüphelinin yıllardır gözlerinin önünde bu çalışma biçimini sürdürmesine izin veren, adeta paralel bankacılık yapmasına göz yuman, bu suretle banka müşterilerinin kolaylıkla güven duymasına neden olan yöneticilerin de cezalandırılmalarını talep etmekteyim.

“Denizbank A.Ş.’nin Genel Müdürü ve üst düzey yönetimi şüpheli üzerinde büyük baskı kurmuşlar”

Sürecin son aşamasında, diğer mağdurlardan da aldığım bilgiye ve duyumlarıma göre, Denizbank A.Ş.’nin Genel Müdürü ve üst düzey yönetimi şüpheli üzerinde büyük baskı kurmuşlar. Gerçekten, olay açığa çıktıktan sonra Bankanın Bölce Müdürü Sermin Hanım kendisini memleketi olan Çorlu’daki evinde bulmuş ve Genel Müdürlüğe gelmeye ikna etmiş; önce şüphelinin Göktürk’teki evine gitmişler, defterlerini/kayıtlarını almışlar ve daha sonra şüpheli ile Genel Müdürlüğe geçmişler. Duyduğuma göre, bu sırada Genel Müdür Hakan Ateş, Sermin Hanım ve bir Genel Müdür Yardımcısı birtakım müştekilerle banka dışında yapılan bir toplantıda elinde belge olanlara ödeme yapılacağı sözünü vermiş. Banka’da şüpheliden kimlere ne kadar para verildiği sorulmuş, şüpheli de el yazısı ile bir liste düzenlemiş. Bu listede benim bankaya 2.925.000 USD yatırdığım ifade edilmektedir.

“Şüpheliyi anladığım kadarıyla 2 veya 3 gün zorla alıkoymuşlar. Bu süreçte delillerin karartılmış olmasından endişe etmekteyim”

Bu süreçte yine mağdurlardan duyduğum kadarıyla şüpheliyi anladığım kadarıyla 2 veya 3 gün zorla alıkoymuşlar. Bu süreçte delillerin karartılmış olmasından endişe etmekteyim. Endişem odur ki, şüpheli kendisine yapılan baskılardan dolayı bankayı sorumluluktan kurtarmaya yönelik birtakım beyanlarda bulunmuş olabilir. Bu sebeple delilleri gizleyen, karartan, tahrif edenler varsa, bu kişilerden de ayrıca şikayetçiyim. Ben Seçil Erzan isimli şahsa 2.910.000 USD tutarında parayı sekreterim Sanem Oktay aracılığı ile ofisimde teslim ettim Ofisimde teslim edilmesinin nedeni ise kayınpederimin vefat etmesinden dolayı işlerimin yoğun olması ve parayı ertesi gün teslim etmek istediğimde, Seçil Erzan isimli şahıs ise bana “parayı bu gün almam lazım fona para yatırmamız için son gün bu gün, ben gelip sizden alıyım parayı” dediği için ofisimde sekreterim teslim etmiştir. Ben elden para teslim etmedim. Bahse konu kaşeli evrakı da para teslim ettikten sonra hatırlamadığım bir tarihte Deniz Bank Levent Şubesinde Seçil Erzan’ın odasında aldım.” 

Savcılık değerlendirmesi

“Şüpheli Seçil Erzan’ın, müşteki İsmail İbrahim Çağlar’a çok yüksek kazançlı kapalı/gizli bir fonunun olduğunu, buradan çok yüksek bir getiri elde edebileceğimi, Fatih Terim’in en önemli müşterisi olduğunu, bu fondan Fatih Hoca’nın 20 milyon dolar kar elde ettiğini, hatta fonu ‘FATİH TERİM FONU’ olarak andığını söyleyerek kandırdığı ve müştekiden 2,910.000 USD’yi alarak dolandırdığı, akabinde şüpheli Seçil Erzan’ın iki adet Denizbank kaşesi ile yine Denizbank bünyesinde müdür yardımcısı olarak çalışan Asiye Öztürk ile birlikte imzaladıkları sahte belgeleri oluşturup müştekiye verdiği, Seçil Erzan’ın alınan ifadesinde müşteki İsmail İbrahim Çağlar’a fon vaadinde bulunduğunu ikrar ettiği bu haliyle şüpheliler Seçil Erzan ve Asiye Öztürk’ün başından itibaren fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle müştekiden 2.910.000 USD alarak dolandırdığı ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği anlaşılmıştır” 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx