Yetinmeyi Bilir Misin?

Ne kadar kazanırsa kazansın insanoğlu doymak bilmiyor. Hep daha fazlasını kazanmak istiyor. Daha fazla kazanayım derken elindekinden oluyor. Ya da elindekini keyifli bir şekilde yiyemiyor. Ünlü bir bilginin dediği gibi insan ileride sağlıklı bir yaşam sürmek için sağlığı bozuluncaya kadar çalışıp para kazanır, daha sonra sağlığını geri kazanmak için kazandığı tüm parayı yine sağlık sektöründe harcar.

Nedense bugünlerde hiçbir şeyi beğenmiyoruz. Elimizdeki telefonu, bilgisayarı, televizyonu, arabayı, ev eşyaları, evi her şeyi değiştirmek istiyoruz. İmkan olsa evdeki hanımı da çocukları da değiştireceğiz. Rutinler içinde boğulup gitmekteyiz. İstiyoruz ki hayatımızda bir aksiyon olsun.

İnsanoğlunun öğrenmesi gereken en önemli meziyet kim ne derse desin yetinmek olmalıdır. 1984 kuşağından gelen bir birey olarak yokluğun ne olduğunu gördüğümüz için bu yetinme kavramını dönemin şartları bize yaşatarak öğretti. Küçükken motorun arkasında dondurma satan adamlar vardı. Öyle çok paramız da yoktu. Kaşığın ucuyla külahı doldurmayacak çoklukta bir dondurmaya bütün paramızı verirdik. Ne tatlı gelirdi bize bu dondurma. Her Salı 14.30 da mahallemize gelen dondurmacı yaklaşık 30 dakika mahallede kalır satışını yapar giderdi. 1 hafta boyunca tüm paramızı bu 30 dakika boyunca mahallemize gelecek olan dondurmacıdan dondurma almak için biriktirirdik. Şimdi yeni nesil çocuklara 7 liralık magnum alıyorsun yine doyumsuz, yine mutsuz.

Hayat şartları ne kadar zor olursa, imkansızlıklar ne kadar fazla olursa, ne kadar çok yokluk görürsek, elimizdeki o kadar kıymetli oluyor. Ne hikmetse elimizdekinin kıymetini ise o şeyi kaybettiğimizde, o şeyin yokluğuyla karşılaştığımızda anlıyoruz. 2 tane telefonumuz varken, kullanmadığımız telefon köşede kıymetsiz bir şekilde durur. O telefonu değersiz gibi ya atar, ya köşede çürümeye mahkum eder, ya da birisine öylesine hibe ederiz. Ne zaman ki kullandığımız telefon bozulursa o telefona muhtaç hale gelirsek o zaman o telefon kıymete biner.

Hayatta kolay elde edilen her şey kıymetsizdir. Bir kızı çok seversiniz. Gider arkadaşlık teklifi edersiniz. Karşı taraf sizi kırmaz, peşinden koşturmaz, hemen teklifinizi kabul ederse o kişinin değeri ve kıymeti pek olmaz. En ufak bir ilişki depreminde hemen ayrılırsınız. Oysa peşinden sizi tabiri caise it gibi koştursa, onu elde etmek için aylarca uğraşsanız büyük ilişki depremleri bile ilişkinizi bitiremez. Bence çağın en büyük sorunlarından birisi budur. Her şeyi kolay elde etmiş, her şey kendisine altın tepside sunulmuştur. Bu da elde edilenleri kıymetsiz ve değersiz kılmaktadır.

Makale Yazarı: Emrah Berber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir