Türkiye’den bölgenin geleceği için kritik adım! ”Biz buna talibiz”

Bakan Kurum, Belek’te bir otelde düzenlenen Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi’nin 22. Taraflar Konferansı (COP22) Bakanlar Oturumunun açılışında yaptığı konuşmada, 2 gün önce başlayan toplantılarda, Mavi Akdeniz’in geleceği adına birçok tematik kararı görüştüklerini ve değerlendirdiklerini belirtti.

Mevkidaşlarıyla bu kararlar hususunda birebir görüşmeleri olduğunu dile getiren Kurum, bugünkü toplantılardan sonra nihai kararları vereceklerini ve Antalya Bakanlar Deklarasyonu’nu oylamaya sunacaklarını söyledi.

Kurum, “Bütün çalışmalarımızın önemli bir paydaşı olan gençlerimiz İstanbul’da bir araya gelerek Akdeniz’in geleceği içim hazırladıkları ‘Gençlik Bildirgesi’yle Deklarasyona katkıda bulundular. Ben 21 Akdeniz ülkesinin her bir gencine huzurlarınızda teşekkür ediyor ve hepsini burada hep birlikte alkışlıyoruz.” dedi.

Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarıyla çevrili Akdeniz’in yüzyıllar boyunca insanlık tarihinin hep buluşma noktası olduğunu, dünya tarihine yön veren önemli medeniyetlere beşiklik ettiğini belirten Kurum, 21 ülke ve 520 milyon nüfusa ev sahipliği yapan Akdeniz’in 11 bin 700’ü endemik olmak üzere 25 bin bitki, 17 binden fazla deniz türüne yuva olmaya devam ettiğini söyledi.

Kurum, bugün de yüzyıllardır böylesi zenginliği yüreğinde saklayan Akdeniz’i iklim değişikliği ve çevre kirliliğine karşı korumak için bir arada olduklarını dile getirerek Akdeniz ülkelerinin bakanlarıyla, “Mavi Bir Akdeniz’e Doğru: Çöpsüz Miras Bırakmak; Biyolojik Çeşitliliği Korumak, İklim Dengesini Sürdürmek” başlığı altında toplantı yaptıklarını anlattı.

“Böyle bir temayla COP 22’yi gerçekleştirmemizin esas sebebi, Akdeniz havzasının iklim değişikliği, kirlilik, biyoçeşitlilik kaybı ve yabancı türlerin baskısı altında olmasıdır.” diyen Bakan Kurum, Akdeniz’de yaşanan bu sorunları çözmek için belirleyecekleri yol haritasının çok önemli olduğunu vurguladı.

Kurum, “Bu anlamda alacağımız her karar, ortaya koyacağımız her fikir, Akdeniz’imiz ve ortak evimiz dünyamız için bir milat, bir dönüm noktası olacaktır.” dedi.

– “Deniz seviyesi son 20 yılda 6 santimetre yükseldi”

Bakan Kurum, bugün tüm devletlerin 4 temel meseleye; kitlesel göçler, terör, salgın, çevre ve iklim değişikliği sorunlarına çözüm bulma adına kısa, orta ve uzun dönemli stratejiler geliştirdiğini ve hayata geçirdiğini aktardı.

Akdeniz havzasının iklim değişikliği açısından en kırılgan bölgelerden birisi olduğunu vurgulayan Kurum, “Ülkelerimiz iklim değişikliği nedeniyle, sıklığı ve şiddeti giderek artan seller, orman yangınları ve kuraklık gibi büyük felaketler yaşıyor. İklim değişikliği nedeniyle yaşanılan bu olumsuzluklar ekonomik açıdan büyük kayıplara sebep oluyor. Akdeniz Değerlendirme Raporu’na göre, Akdeniz’de iklim değişikliğine bağlı olarak ortalama deniz seviyesi son 20 yılda 6 santimetre yükseldi. Deniz seviyesindeki bu yükselmenin kıyılara ve kültürel miras alanlarına zarar vereceği öngörülüyor. Deniz suyu sıcaklığındaki artış deniz ekosistemlerini maalesef olumsuz etkiliyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin sadece 2022’de iklim değişikliği nedeniyle 3 olay yaşadığını anımsatan Kurum, bunlardan ilkinin Antalya ve Muğla başta olmak üzere farklı bölgelerde çıkan orman yangınları olduğunu söyledi.

Kurum şunları kaydetti:

“Bu yangınlarda 150 bin hektarlık ormanımızı, binlerce canlımızı kaybettik. Diğer ikisi ise özellikle ülkemizin kuzey illerinde meydana gelen sel felaketleri ve Marmara Denizi’ni kaplayan müsilaj sorunudur. Bu tablo Akdeniz özelinde iklim değişikliğiyle mücadele önlemlerinin geliştirilmesinin önemini ve aciliyetini göstermektedir. Sadece Türkiye’nin değil, tüm ülkelerin maruz kaldığı bu krizlerin sorumlusu bellidir. Son 200 yılda özellikle gelişmiş ülkelerin havayı, suyu, toprağı hoyratça kullanarak büyümeleri ve aşırı tüketim nedeniyle bu krizlerle karşı karşıyayız. Küresel adaletin yeniden tesis edilmesi için herkesin, ama en başta dünyamızın içine düştüğü bu iklim krizine neden olanların elini taşın altına acilen, ivedi bir şekilde koyması şarttır. 21 Akdeniz ülkesi olarak, iklim değişikliğiyle mücadelede koyacağımız ortak irade, dünyanın iklim kriziyle mücadelesine de güçlü bir katkı sunacaktır. Burada alacağımız her karar, birlikte yürüteceğimiz her çalışma, sadece 21 ülkenin değil, 192 ülkede yaşanan sorunlara birer reçete olacaktır. Türkiye’de bir Bölgesel Aktivite Merkezinin kurulmasının özellikle Akdeniz çanağının geleceği için olumlu katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Biz buna talibiz. Bölgesel Aktivite Merkezinin kurulması için tüm dostlarımızın desteğini ve katkılarını bekliyoruz.”

– “Biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik bilimsel çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz”

Bakan Kurum, Türkiye’nin yaşadığı tüm bu felaketlerin önüne geçmek adına iklim değişikliğiyle mücadeledeki görevleri kararlılıkla yerine getirdiğini belirterek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulunda yaptığı açıklamanın hemen ardından TBMM’nin onayıyla Paris Anlaşması’na taraf olduklarını anımsattı.

2053 net sıfır emisyon ve “Yeşil Kalkınma Devrimi” hedefleri doğrultusunda iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle mücadele ve uyum sağlama çalışmalarında çok daha güçlü adımlar attıklarını ifade eden Kurum, çevrenin korunması adına, uzun vadeli bir planlama yaklaşımıyla çözümleri tüm dünyayla paylaştıklarını söyledi.

Türkiye’nin en büyük çevre hareketini, aldığı uluslararası ödüllerle sınırları aşan Sıfır Atık Projesi’ni Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde 2017’de başlattıklarını, iklim değişikliğiyle mücadelenin önemli bir ayağı olan projeyle bir taraftan doğal alanlar korunurken diğer taraftan Türkiye’nin ekonomisine katkı sağlandığını belirten Bakan Kurum sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sıfır Atık Mavi Hareketi ile deniz kirliliğiyle mücadele ediyoruz. Bu kapsamda yürüttüğümüz çalışmalarla 485’i Akdeniz’de olan mavi bayraklı plaj sayımızı 519’a çıkardık. İspanya ve Yunanistan ile birlikte en çok mavi bayraklı plaja sahip olan ülkelerden biriyiz. Ekolojik koridorlarımızla, millet bahçelerimizle, korunan alanlarımızla ve ormanlarımızla yutak alanlarımızı artırıyoruz. Bugün 19 Özel Çevre Koruma Bölgemizden 12’si, dünyanın en güzel koylarının yer aldığı Ege ve Akdeniz bölgelerinde yer alıyor. Tüm bu alanlarda biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik bilimsel çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz.”

– “Çevreye duyarlı bir yönetim sağlamalıyız”

Büyük Türk mimarı Turgut Cansever’in “İnsanın asıl vazifesi dünyayı güzelleştirmektir.” dediğini hatırlatan Kurum şunları kaydetti:

“Türkiye olarak Akdeniz’i güzelleştirmemiz için tüm taraf ülkelerin daha etkili, daha hızlı, daha aksiyoner bir anlayışla hareket etmesi gerektiğine inanıyoruz. Bu kapsamda, UNEP/MAP’in (BM Çevre Programı/Akdeniz Eylem Planı) olağanüstü koordinasyonuyla bugüne kadar Kovid-19 şartlarında dahi çalışmalarımızı başarıyla sürdürdük. Barselona Sözleşmesi ile alakalı gelişmeleri yakından takip ederek gerekli noktalarda katkılarımızı sunduk. Akdeniz’deki flora-fauna ve habitatları, kıyı ve deniz ekosistemlerini korumak ve geliştirmek için daha fazla bilimsel çalışmalar yürütmeli, çevreye duyarlı bir yönetim sağlamalıyız. Bu noktada Akdeniz’deki koruma alanlarının sayısını ve niteliğini artırma hedefiyle çalışmalarımızı genişleteceğiz.”

UNEP/MAP Sekretaryasının yürütücü organları arasında etkin koordinasyonun artacağını ve üye ülkelerin iş birliğiyle faydalı sonuçlar alacaklarını söyleyen Kurum, “Özellikle Kovid-19 sonrası değişen dünyada artan tek kullanımlık ürün tüketiminden kaynaklı deniz çöpü artışıyla mücadele, büyük bir önem arz ediyor. Bu noktada, üretim, tüketim ve imha zincirinin tümünü kontrol altında tutmamız gerekiyor. Ne yazık ki deniz çöpleri ve özellikle tek kullanımlık plastikler denizlerimizin, deniz canlılarımızın geleceğini tehdit ediyor. Böylesi önemli bir hususta, Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) altında, tıpkı Barselona Sözleşmesi gibi bir sözleşmenin yapılması kaçınılmaz bir gerçek olarak önümüzde duruyor.” dedi.

Kurum, Türkiye’nin tüm dünyanın taraf olacağı bu sözleşmenin hayata geçirilmesini destekleyeceğini bildirdi.

Sözleşmenin sekretaryasına da İstanbul’da ev sahipliği yapmaya hazır olduklarının aktaran Kurum, 2013’teki Büro Başkanlığında Barselona Sözleşmesiyle Karadeniz’i korumak amaçlı imzaladıkları Bükreş Sözleşmeleri arasında bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla bir Mutabakat Zaptı imzalandığını anlattı.

Bu zaptla Çanakkale ve İstanbul boğazlarıyla birbirine bağlanan iki geniş coğrafyada bilgi ve deneyim paylaşımının mümkün olduğunu belirten Kurum şöyle devam etti:

“Yine bu zabıtla deniz çöpleri için bölgesel eylem planlarının hazırladığını ve uygulamaya koyulduğunu, her iki denizin tek ortak komşusu olan Türkiye olarak büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum. COP18 kapsamında kabul edilen İstanbul Deklarasyonu ile 2020’ye kadar Akdeniz’in yüzde 10’unun koruma alanı ilan edilmesi, kirliliğin önlenmesi, sürdürülebilir tüketim ve üretim eylem planının kabul edilmesine dair önemli kararlara imza atmıştık. Şimdi COP22 kapsamında ülkemiz iki yıllığına Barselona Sözleşmesi’nin Sekretaryasının Büro Başkanlığı görevini İtalya’dan devraldı. Önümüzdeki iki yıllık süreçte, hepimizin ortak değeri olan Akdeniz için çalışmalarımızı kararlı şekilde yürüteceğiz. Ben bu yeni dönemin ve 22. Taraf Ülkeler Toplantımızın ülkelerimiz, Akdeniz’imiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyorum.”

Bakan Kurum, bugünkü programda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın COP22 ülkelerinin kadın liderleriyle bir araya geleceğini, ardından İstanbul Çevre Dostu Şehirler Ödül Töreni’ne katılacağını vurguladı.

Açılış konuşmaları öncesinde, taraf ülkelerin bakanları ve temsilcileri aile fotoğrafı çektirdi.