TBMM Genel Kurulu

Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyinin Kurulmasına İlişkin Nahçıvan Anlaşmasında Değişiklik Yapılmasına Dair Protokol’ün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Genel Kurulda, teklif üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, Konseyde Türkiye‘nin bulunmasının çok önemli olduğunu söyledi.

Konseyin bu halklar arasında ortak bir iletişim dili olarak Türkçenin yaygınlaşması konusunda elinden geleni yapması gerektiğini vurgulayan Torun, “Sadece Azerbaycan değil Türkmenistan, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan gibi ülkelerle de Türkçenin ortak bir dil olması, ortak kültürel kaynaşma açısından önemlidir.” diye konuştu.

Zengezur Koridoru’nun bir an önce ulaşıma açılmasının, Türkiye‘nin Türk dünyasıyla olan bağlantısının da en kısa zamanda kurulmasının elzem olduğunu belirten Torun, öte yandan Dışişleri Bakanlığının, Türkiye sınırına yakın bir noktadaki Ermenistan’ın Metsamor Nükleer Santrali’nin kapatılmasına yönelik girişimini desteklediklerini bildirdi.

Torun, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşayan Uygur Türklerine yönelik olumsuz uygulamalarının uzun süredir devam ettiğini belirterek, “Türkiye’nin öncülüğünde bir gözlemci heyet, kararlılıkla tüm Uygur bölgesini ziyaret ederek insan hakları ihlallerini rapor etmeli, devletleri ve uluslararası kuruluşları bu noktada bir kamuoyu oluşturmaya davet ederek Çin karşısında sert bir tutum alınmalıdır.” görüşünü bildirdi.

Türkiye’nin genel menfaatlerine göre yürütülen ve iç politikaya alet edilmeyen, ülke menfaatleri için kullanılan milli bir dış politikanın sürdürülmesini istediklerini söyleyen Torun, “Dışişleri Bakanından bu konuda umutluyuz. İnşallah, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin milli bir dış politika uygulaması konusunda, kurumsal kapasitenin kullanılması ve kişisel politikalardan kurumsala geçiş konusunda adım atacağından umutluyuz.” dedi.

“Artık bir sığınma değil, istila halini almıştır”

İYİ Parti Grubu adına konuşan Antalya Milletvekili Uğur Poyraz da Türk milletinin, tarihin her döneminde mazluma kucak açtığını, Suriye’de ve çevresindeki diğer çatışmalarda da daima bu ahlaki ve tarihi sorumlulukla davrandığını, tüm dünyanın sırt çevirdiği bu insanlara gösterdiği misafirperverlikle herkesin takdirini kazandığını anlattı.

“Bu tavrın, Türkiye’yi bir yamalı bohçaya çevirip suçun, şiddetin etnik ve dini çatışmaların kaynar kazanına atmak isteyenlere bir bahane olamayacağını” söyleyen Poyraz, “Bu sosyoloji ve siyaset mühendisliğine karşı uyanık ve tavizsiz olmak zorundayız. Ülkemize, karadan yürüyüş, denizden çıkarma ve hatta imkan olsa havadan indirmeyle yapılan kontrolsüz giriş sayısı artık bir sığınma değil istila halini almıştır.” ifadelerini kullandı.

Poyraz, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener hakkındaki bir davada 2019 yılında gizlilik kararı alındığını belirterek, “Gizlilik kararının konulduğu günden geçtiğimiz günlerde Meral Akşener ile ilgili kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilene kadar, yani 4 yılda bu dosyaya tek bir sayfa belge girmiyor. Neyin gizlilik kararı bu? O yüzden bugün hukuku kendimize temel almazsak hukukla adaleti inşa etme kararlılığını ortaya koymazsak bugün ne burada ortaya koyduğumuz yasama faaliyetinin ne de bu itibarıyla övünmeye çalıştığımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ne iç kamuoyunda ne de uluslararası kamuoyunda itibarını sağlayabiliriz.” ifadelerini kullandı.

“AB her yönden Türkiye’ye muhtaç”

Teklif üzerinde MHP Grubu adına konuşan Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir ise partisinin bu teklife olumlu yönde oy vereceğini bildirdi.

Türkiye’nin AB üyeliği konusunda alternatifsiz olmadığını belirten Özdemir, “Türkiye illaki AB’ye üye olmaya mecbur değildir fakat AB her yönden Türkiye’ye muhtaç haldedir.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP’li Özdemir, Filistin meselesinin arzu edilen seviyede olumlu bir şekilde ilerleme ihtimaline kavuşmasının başarılması halinde bölgesel barışın tesisi anlamında önemli bir fırsatın yakalanmış olabileceğini söyleyerek, “Suriye’de yaşanan iç savaşın siyasi olarak çözüme kavuşması ve yerlerinden edilen Suriyelilerin geri dönmeleriyle beraber bu ülkedeki normalleşmenin tesisi de bu bölgedeki barışın önemli konu başlıklarından bir tanesi olacaktır.” şeklinde konuştu.

Özdemir, Zengezur Koridoru’nun önemine işaret ederek, “Zengezur Koridoru’nun hayat bulmasıyla Türkiye, kuzey güney ve doğu batı akslarıyla dünyanın en stratejik konumuna sahip olacak, var olan potansiyelini daha ileri bir seviyeye ulaştıracaktır. Böylelikle Karadeniz, Doğu Akdeniz, Hazar Denizi ve Basra Körfezi küresel barış ve istikrarın tesisi anlamında en kıymetli alan haline gelirken, Türkiye bu şartlarda merkez bir ülke olacaktır.” dedi.

İsveç’in NATO’ya üyeliği konusunda Türkiye’ye verilen ancak henüz yerine getirilmeyen sözler bulunduğunu anlatan Özdemir, şunları kaydetti:

“Bu ülkede yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’e yönelik defalarca kez yapılan saygısızlığı da elbette ki yok sayamayız. Türkiye kendisine yönelik dayatmaları sineye çekecek bir ülke değildir, bunu Türkiye’yi müttefik olarak gördüğünü ifade eden ülkelerin her şeyden evvel iyi anlaması lazımdır. Açıkça ifade etmek isteriz ki NATO’nun açık kapı politikasının maksat ve mahiyeti bizim milli bekamızdan, egemenlik haklarımızdan, iç ve dış güvenlik mülahazalarından daha mühim olamayacaktır. Müttefiklikten dem vuranların ayrıca PKK/PYD ile FETÖ terör örgütüne verdiklerini desteği tamamen kesmeleri, Türkiye’nin beklentilerini eksiksiz olarak karşılamaları elzemdir.”

Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar da temel özgürlüklerin korunabildiği, güvence altına alınabildiği, ifade özgürlüğünün sağlandığı ve gazetecilerin türlü gerekçelerle cezaevlerine konulmadığı bir Türkiye’nin herkesin özlemi ve TBMM’nin yerine getirmesi gereken ödev olması gerektiğini söyledi.

Kayyum uygulamasının Meclisin 28. Yasama Döneminde son bulması, şiddetin ve her türlü terör tehdidinin sona ermesi ve barış ortamının sağlanması gerektiğini anlatan Çandar, ayrıca acilen, halkın belini büken ekonomik sorunların üstesinden gelinmesine ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

“CHP, İsveç’in NATO üyeliğine de TBMM’de destek verecektir”

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan, görüşülen uluslararası anlaşmayla ilgili bir muhalefet şerhleri bulunmadığını ancak yıllardır sorunlu şekilde yürütülen dış politika ve bunun Türkiye’nin uluslararası itibarında yarattığı tahribata şerh düştüklerini söyledi.

İktidarın dış politikadaki yanlışlarının artık sadece devleti değil vatandaşların günlük hayatını da olumsuz etkilediğini savunan Tan, Türkiye’deki demokratik rejimin uğradığı ağır tahribat sonrası birçok insanın kendi vatanında yaşama isteği ve iradesini kaybettiğini öne sürdü. Tan, “Artan iltica başvuruları yüzünden de çok sayıda ülke, vatandaşımıza yönelik vize rejimlerini sıklaştırdı. Bu durum nedeniyle eğitim ve ticaret gibi önemli amaçlarla yurt dışına çıkmak isteyen on binlerce vatandaşımızın vize başvurusu reddediliyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin uzunca bir süredir fırtınalı bir denizde rotasını kaybetmiş gemi görüntüsü verdiğini dile getiren Namık Tan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dış politikada kararlar, tek bir kişi ya da zümrenin ideolojik gündemine göre değil kurumsal akla ve geleneksel dış politika ilkelerine uygun olarak TBMM’de partiler üstü bir anlayışla alınır. Bu nedenle CHP, Türkiye’nin meşru taleplerinin İsveç’le diyalog yoluyla çözülmesinin, Türkiye’nin uzun vadeli çıkarları için yararlı olacağına inanmaktadır. O yüzden Finlandiya’nın NATO üyeliğine onay verdiği gibi İsveç’in üyeliğine de TBMM’de destek verecektir.”

“Kıbrıs Türk Devleti tanınacaktır”

Teklifin maddeleri üzerinde partisi adına söz alan AK Parti İstanbul Milletvekili Şamil Ayrım da “21 yıldır iktidarda olan bir partinin dış politikada hiçbir şey yapmadığını söylemek, ülke gündeminin dışında olup, başka bir ülkede yaşamakla eş değerdir. Bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyen, ‘Daha adil bir düzen mümkündür’ diyen birisine teşekkür etmemek mümkün değil. Ben kabul edemem.” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’a tepki gösteren Ayrım, “Kendisi ‘İsveç’in NATO üyeliğine olumlu oy vereceğiz’ dedi. ya kardeşim daha gelmemiş, bir gelsin. Diyalog yollarını niye kapatıyorsunuz? Böyle bir diplomasi olabilir mi? Bunu kabul etmek mümkün değil.” diye konuştu.

Ayrım, Türk Devletleri Teşkilatı’nın artık uluslararası alanda tanınan, faaliyetleri dikkatle izlenen ve üçüncü ülkelerin işbirliği içinde olmak istediği bir teşkilat haline geldiğini vurguladı.

Şamil Ayrım, Karabağ Savaşında Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında yer almasının ve bu savaşın kazanılmasının Türk Devletleri Teşkilatı’na büyük bir güven getirdiğine dikkati çekti.

Kıbrıs Türk Devleti’nin de tanınacağına inandığını ifade eden Ayrım, “İşte dış politikada geldiğimiz yer, işte AK Parti’nin getirdiği nokta. Bunu alkışlamayacağız da ne yapacağız. Yapılan güzel şeyleri de anlatmak lazım.” diye konuştu.

Görüşmelerin ardından yapılan oylamada teklif kabul edildi.

TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, teklifin kabul edilmesinin ardından birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.

Kaynak: AA / Politika

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx